Reyhanlı saldırısı ve Suriye

1 – Suriye üzerinden gelen bu tür bir terör saldırısının iki temel mesajı olabilir. Ya Türkiye’ye “Suriye’den uzak dur, yoksa daha ileri gidersen başına gelecek olan budur” ya da “Suriye’ye müdahale zamanın geldi, bu bir savaş sebebidir” denmektedir. Gerçekten de hadisenin büyüklüğü ve içeriği açısından bakıldığında eylem bir tür savaş ilanı görüntüsü vermektedir. Saldırının Başbakan Erdoğan’ın Suriye’ye bir müdahale kararı alınması halinde ABD’ye destek vereceğini beyan etmesinin ardından geldiğini belirtelim. Gerçi saldırının bu tarihten çok daha önce planlandığı da istihbarat bilgilerinden anlaşılıyor. Saldırı hiç beklenmedik şekilde gerçekleşmemiş. Göründüğü kadarıyla bilgi gelmiş ama teröristler yakalanamadan eylem gerçekleştirilmiş.
Türkiye’nin bundan sonra alacağı tavır ya konudan uzaklaşmak ya da Esad’ın gidişini hızlandırmak için daha da aktif çalışmak olacak. Tercih hükümetin.

2 – Saldırının 11 Eylül eyleminden tek farkı kayıpların sayıca az olması. Topraklarımıza düşen top mermileri için bile NATO müdahalesi gerekçesi var mı yok mu tartışması yapılırken, böyle bir saldırı direkt olarak NATO’nun 5. maddesi kapsamında değerlendirilebilir nitelikte. Bu noktadaki önemli ayrıntı, saldırının Esad rejimi ile bağlantısının net olarak ortaya koyulup koyulamayacağı. Suriye hükümeti bilindiği gibi saldırıda herhangi bir katkısı olduğunu reddediyor. İçişleri Bakanımız Muammer Güler ise soruşturma biter bitmez belgelerle açıklama yapılacağını ifade ediyor. Bombacılar Türkiye uyruklu olmasına rağmen, El Muhaberat bağlantısının açıkça tespiti halinde, Suriye rejiminin eylemi reddetmekte zorlanacağını şimdiden söyleyebiliriz.

3 – Eylemin nedenini tespit etmek oldukça güç. Kimilerine göre eylem Suriye’den Hatay’a gelen mültecilere yönelik olumsuz duyguları kışkırtma amaçlı. Nitekim saldırı sonrası ilk tepkiler beklendiği gibi zavallı mültecilere yönelmiş. Kimisi eylemcilerin Erdoğan hükümetini zorda bırakmak, kimisi de Türkiye’deki çözüm sürecine zarar vermek amacında olduğunu söylüyor. Kanımca her ne olursa olsun, Esad yönetiminin kuzeyde Türkiye’den açılacak askeri cepheye ve olası NATO müdahalesine meşru zemin hazırlayacak bir saldırıyı desteklemesi çok akılsızca. Zaten içerideki muhalefet onu yeterince zorluyor, durduk yerde ‘uluslararası bir operasyona neden kapı açsın’, anlamak zor. Bu bakımdan ben eylemin gerçek beyninin üçüncü bir taraf olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin misilleme yapmasını zorunlu hale getirecek ölçüde ağır bir saldırı planlanıyor, El Muhaberat içerisinden katılımcılar sağlanıyor ve bir ucu da Türkiye’deki sol-Nusayri gruplara (THKP-C) bağlanarak denklem tamamlanıyor. Üstelik deliller de neredeyse 24 saat içerisinde toplanabilir halde akıtılıyor.

4 – Görebildiğim kadarıyla hükümet durumun içerisindeki netliğin açıklıktan değil, aksine fazla karışıklıktan kaynaklandığını fark etmiş durumda. Oldukça sakinler. Böyle bir eylemi misillemesiz bırakmak mümkün olmayacak o kesin ama karşılığın ölçülü ve hesaplı olmasını sağlamak çok önemli. Başbakan Erdoğan’ın Obama ile yapacağı görüşme öncesinde yapılan bu eylem, Esad’ın geleceğini de tayin edebilecek nitelikte. Bahsettiğim üçüncü tarafın (artık her kim ise) Esad rejiminin içinden de destekçileri olduğuna şüphe yok. Bu bakımdan saldırının esas hedefinin, eylem yeri Reyhanlı ve kayıpların da Türk olmasına rağmen, Türkiye’den ziyade Esad olduğunu söylersek çok da tuhaf sayılmaz.