Deniz Ülke Arıboğan

Rehineleri öldürerek kurtarmak

Saldırı, El Kaide’ye yakın duran Maskeli Tugay grubu tarafından yapılmış ve bir misilleme olduğu söylenmişti. Teröristler ellerindeki rehinelerle birlikte Mali’ye gitmek ve kendilerini izleyen medya yoluyla eylemi protesto etmek düşüncesindeydi. İstekler Cezayir yönetimi tarafından kabul edilmediği gibi, teröristleri etkisiz hale getirmek düşüncesiyle bir askeri operasyon kararı alındı. Operasyonun ardından geride kalan ise aralarında 35 rehinenin de bulunduğu 41 kişinin ölü bedenleriydi. Cezayir, rehineleri böyle kurtarmayı ve teröristleri cezalandırmayı tercih etmişti. Buradan hareketle rehine kurtarma işinin ciddiyetine ve profesyonellik ihtiyacına vurgu yapan kısa bir değerlendirme yapalım.

1- Son yıllarda siyasal açıdan istikrarsızlaşan ama ekonomik olarak potansiyeli bulunan birçok yerde rehin alma ve karşılığında fidye talep etme biçiminde gelişen mafyatik bir gelişme söz konusu. Bir dönem eski Sovyet cumhuriyetlerinde yoğunlaşan bu tür saldırılar, Afrika ve Latin Amerika’da da sıklıkla görülebiliyor. Lakin mafyatik yöntemler ve finansal gerekçelerle rehin alma meselesi ile terör eylemi olarak rehin alma birbirinden farklı. Bunların ilkinde parayı almak ve aradan görünmeden çekilmek düşüncesi hakim iken, ikincisinde siyasal bir mesaj vermek, sesini duyurmak ve geniş kitleye korku salmak gibi hedefler bulunuyor. Bu nedenle teröristlerin rehinelere yönelik daha ses getirici eylemler planlamaları ve görünürlük kazanma derdine düşmeleri normal. Nitekim şiddete daha meyyal olmaları da mümkün olduğunca çok ses çıkartma arzularından kaynaklanıyor. Bu bakımdan mafyatik örgütler pazarlığa daha açık dururlarken, teröristler pazarlık yapmaya fazla yanaşmıyorlar.

2- Devlet mekanizmaları da teröristlere yönelik yaklaşımlarında pazarlıktan ziyade müdahaleye yakın duruyorlar. ‘Teröristle pazarlık yapılmaz’ ifadesi dünyanın birçok yerinde temel ilke kabul ediliyor. Pazarlık masasına oturmanın şantaja boyun eğme ve bir sonraki eylem için davetiye çıkarma olduğu düşünülüyor. Eğer bir kez kabul ederseniz, ondan sonraki eylemlerin önünü açan ve yöntemi başarılı kılan bir sonuca boyun eğmiş olursunuz deniyor. Bu noktada ayırıcı detay, rehin alma eyleminin teröristlere dost bir ülke toprağında olup olmadığı. Dost ülke topraklarında hem teröristler, hem de ilgili hükümetler pazarlığa daha açık oluyor. Çünkü olay o hükümeti değil, 3.tarafı etkiliyor.

3- Böyle bir eylem gerçekleştiğinde rehinelerin hayatlarını önceleyen ülkelerle, kendi güvenlik ilkelerini ön plana koyan ülkeler arasında bir fark oluyor. Birileri rehineleri kurtarma derdine düşerken, diğerleri açısından teröristlerin cezalandırılması, güvenlik ilkelerinden taviz verilmemesi daha önemli hale geliyor. Rusya, ABD, İsrail gibi ülkeler pazarlık yapmak yerine vurmayı, Avrupalılar ise pazarlığa ikna etmeyi tercih ediyorlar.

4- Rehine kurtarma operasyonunda becerikli ve becerisiz ülkeler de bulunuyor kuşkusuz. Her türlü taktik ve donanıma sahip olan ülkeler gibi, Cezayir tarzı eline yüzüne bulaştıranlar da var. Son operasyondan sonra rehine kurtara-ma-ma konusunda bir on yıllardır marka(!) olan Mısır’ın yerini Cezayir alabilir. Rehineleri kurtarmak için doğalgaz rafinerisini uçaklarla bombalama dehasını gösteren efsanevi Cezayir taktiğini tarihe not düşmeyi unutmayalım.