İsrail, Suriye’yi neden vurdu ?

Bu, Suriye denkleminin yeniden kurgulanması gerektiğini gösteren ciddi bir hamle. Suriyeli yetkililer İsrail’in hava saldırılarını açık bir savaş ilanı olarak algıladıkları daha önce belirtmişlerdi. Nitekim İsrail’in hava saldırılarının ardından, dün de Suriye topçuları İsrail kontrolündeki Golan tepelerini vurmaya başladı.Kuşkusuz her zaman olduğu gibi füze ve top mermileri açık alanlara düştü ve herhangi bir hasar yaratmadı(!). Lakin son ortaya çıkan resim Suriye meselesinin artık yeni aktörlerin devrede olduğu bir oyun alanına dönüştüğünün göstergesi. Kısaca değerlendirelim.

TÜRKİYE DAHA AKTİF

1- Suriye’deki savaşın büyüme eğilimine girdiği ilk andan itibaren Esad rejimine karşı en sert tepkileri gösteren ve sorunu iç meselemiz olarak saydığını açıklayan Türkiye, profilini bir süredir giderek küçültüyor. Uluslararası ortamda gösterilen diplomatik çabalar devam etse de Esad’a karşı eleştirel tonlamada bir düşüş olduğunu gözlemek mümkün. Çatışma uzadıkça meselenin ana aktörü olmaktansa yardımcı rollere soyunmanın Türkiye’nin iç ve dış politikası açısından daha az zararlı olacağına kanaat getirildiği anlaşılıyor. Nitekim Suriye muhalefeti, artık daha ziyade Katar, S. Arabistan kanalı üzerinden destekleniyor.Türkiye ise insani yardım ve destek konusunda daha aktif durumda. Devreye şimdilerde daha etkin olarak giren İsrail ise başrolü kimseye kaptıracak gibi değil. Bu noktada Suriye meselesi ilginç bir işbirliğine de zemin oluşturacak gibi. El Kaide uzantılarıyla İsrail aynı düşmana karşı müttefik haline gelebilirler.

2- İsrail’in deklarasyonu Şam’a yapılan hava saldırısının Lübnan Hizbullah’ı tarafından kullanılmak üzere yüklenen bazı kimyasal silahların ve üretim tesislerinin vurulmasından ibaret olduğu yönünde. Onlara göre bu silahlar İsrail’e karşı kullanılabilir ve yaptıkları saldırı meşru müdafaa hali. Analistler Suriye’deki durumun İsrail’in elini kuvvetlendirdiğini ve içerideki muhalefetle büyük bir kavgaya tutuşmuş olan Esad rejiminin, İsrail’den gelen saldırılara rağmen yeni bir cephe açmakta tereddüt edeceğini ifade ediyorlar. Gerçekten de Esad açısından en büyük kâbus şu anda uluslararası müdahaleye kapı açacak bir girişimde bulunmak. Öyleyse İsrail’e karşı topçu ateşini kimler başlatıyor? Yoksa Esad politik analiz gücünü mü yitirdi? Ya da tam da İsrail’i bu çatışmaya çekerek Müslüman dünyanın konuya bir başka perspektiften bakmasını ve kadim düşmana karşı bir ittifak çağrısını mı hayata geçiriyor? Başbakan Erdoğan’ın İsrail saldırısını Esad’ın eline verilen kozlar olarak tanımladığını ve kabul edilemez bulduğunu da kenara not düşelim. 

NETANYAHU’NUN TUZAĞI

3- İsrail’in Şam’a kadar uzanan bu yeni saldırı stratejisinin bir diğer ayağı da kuşkusuz ABD üzerinden gelişiyor. Kimileri ABD’den yeşil ışık görmeden böyle bir saldırının mümkün olamayacağını söylerken, kimileri de Netanyahu’nun Obama’yı tuzağa çekme taktiğiolarak görüyor. Şurası kesin ki İsrail’in girdiği hiçbir savaşta yalnız olması mümkün değil. ABD her koşulda desteğini gösterecektir. Burada bulunması gereken “ABD mi kendi stratejisi için İsrail’i öncü olarak kullanıyor, yoksa İsrail mi kendi stratejisine ABD’yi çekiyor” sorusunun cevabıdır. Sizce hangisi?