Gezi Parkı Demokrasisi

1- Başbakan Erdoğan’ın bu konuya yaklaşımı yanlıştı. Başından itibaren şefkatli ve anlayışlı bir tutum takınmak yerine öfkelendi, meseleyi kişiselleştirdi ve olmadığı kadar derin siyasal anlamlar yükledi. Bu hareket darbe amaçlı olmadığı gibi siyasi partilerden de bağımsız bir protesto eylemiydi. Bir gençlik hareketiydi daha genel itibarıyla. Hayatı boyunca herhangi bir siyasi faaliyete girmeyen insanların, o güne kadar nerede olduğunu bile bilmedikleri Gezi Parkı’na ulaşmaya çabalamaları iyi değerlendirilmeliydi. ‘Muhatabım kim?’ diye sorarken Başbakanımız fazlasıyla haklıydı, çünkü ortada bir örgüt ve dolayısıyla lideri de yoktu. Spontane gelişen ve Başbakan Erdoğan’ın sert tavırlarıyla derinleşen bir tepki idi esas tetikleyici. Nitekim Erdoğan’ın yaptığı her konuşmadan sonra sokağa çıkmayan insanların sokağa çıkası geldi. Bu gençleri yatıştırıcı kucaklayıcı konuşmalar yapmak yerine, dışlayıcı küçültücü kelimeler kullanılınca, konu bir haysiyet meselesine dönüştü. İnsanların gönlü kırıldı tabiri yerindeyse.

2- Memlekette sandık yoluyla yol alamayan muhalefetin bazı temsilcileri, anında durumdan vaziyet çıkartarak hükümeti devirmeye yönelik organizasyon tertibine geçti.Allah’tan bu beklenmedik kriz yönetimi felaketine onlar da hazırlıksız yakalandılar ve yeterince güçlü bir giriş yapamadılar. Üstelik sokaktaki gençlik onları da püskürtmeyi başardı ve araya karışanlara “sakın eylemimize bulaşma” mesajını elinden geldiğince vermeye çalıştı. Muhalefet partisi liderleri de sorumlu tutum alınca, sandıksız iktidar arayışındaki bazı vekillerin ve destekçilerinin eli boş kaldı.

3- Toplumsal eylemleri etkisiz kılmak ve kitleselleştirmemek maksadıyla uygulanan medyaya yönelik baskı politikası, sosyal medya üzerinden gelişen bir haber kirliliği yarattı.Twitter ve facebook dünyasında yalanın dolanın bini bir para hale geldi. İnsanlar olması gerekenden daha büyük bir dehşete kapıldılar ve toplumsal psikoloji çöktü. Medya yayına geçtiği andan itibaren yalanların yaygınlaştırılması da zorlaştı ve normalleşme başladı.

4- Polisin orantısız ve yersiz güç kullandığı herkesin kabul ettiği bir detay. Biber gazının aşırı ve saldırgan olmayan masum protestoculara karşı kullanımı olayları daha da alevlendirdi. Buna karşın protestocu kılığında araya karışanların ortalığı yakıp yıkması, parti binalarına, medya araçlarına yönelik saldırısı da kabul edilemezdi. ABD’de Beyaz Saray’a girmeye çalışan bir grubun var olduğunu hayal edin ve Başbakanlığa, Meclis’e girmeye çalışan gruplara polisin yaptığı müdahalenin az mı çok mu olduğuna siz karar verin.

Geldiğimiz noktada artık protesto meselesi istismara açık hale gelmiş durumda. Haklı olanın haklı kalabilmesi için akıllı da olması gerekiyor. Gerçek demokratların sokaklardan evine dönmesi ve işi tadında bırakması son derece önemli. Demokrasiyi korumanın yolu, ister iktidar isterse muhalefet kanadından gelsin, demokratik olmayan her tutuma karşı tavır koymaktır.