Gençlerin dünyasında Gezi Parkı

Nitekim üniversite yönetimlerinin son yıllarda en fazla tartıştığı konuların başında bu yeni nesile uygun bir eğitim sisteminin nasıl olması gerektiği, okul olgusunun nasıl şekilleneceği, disiplin ve otorite kavramlarının ne tür bir içeriğe kavuşması gerektiği var.Büyük bir gücün baskısıyla değişime zorlanıyor, öğreten konumundayken öğrenenler arasına giriyoruz. 
Bu değişim dalgası siyaset ülkesinin de kıyılarına vurmuş durumda. Yüzyılların alışılageldik kalıpları yıkılıyor. Bu sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada böyle. Ekonomi, endüstri, sosyal yaşam, eğitim, güvenlik vs. atmosferi şimdilerde bu çerçeve içerisinde yeniden yapılanıyor. Artık devrimler, sosyal ayaklanmalar bile Twitter üzerinden yapılıyor. Tam da bu yüzden Arap Baharı’na “Twitter devrimleri” diye ad veriliyor. İnsanlar sınırlar aşırı ortamda örgütleniyor, hükümetler kendi ülkelerinde yaşamayan kamuoylarına hesap vermek zorunda kalıyor, sanal ortamın coğrafyasızlık özgürlüğü interneti bütün reel dünyayı gözetleyen bir kameraya dönüştürüyor.

Tam da bu nedenle görsellik, göstericilik, ilgi çekicilik, mizah gibi sınırlarötesi kavrayışa sahip konular ön plana çıkıyor. Gezi Parkı göstericileri bu anlamda müthiş bir mizah gücü ve görsellikle dünya arenasına çıkmış durumda. Şarkılar besteleniyor, “çapuling” türü yeni kavramlar üretiliyor; karikatürler, komik kolajlar havalarda uçuşuyor. Türkiye, tüm dünyada örnek model olabilecek barışçıl ve politikalarüstü bir gençlik potansiyelini sergileme fırsatını buluyor.  

Buna karşın dünya medyasındaki yansımalar, çatışma görüntüleri ve gaz gündeminin etkisinde. Bu hem ekonomiye, hem de Türkiye’nin dış politik imajına oldukça zarar veren bir görüntü. Göstericilere yönelik toptancı bir anlayış başlangıçtaki hataların devam etmesinden başka bir şeye yaramaz. Gezi Parkı gençliğine şefkat ve sevgiyle yaklaşmayanların, ortalığı yangın yerine çeviren provokatörlere karşı uyguladıkları güvenlik önlemlerinin meşruiyeti kalmaz.  

Doğrudur, bugün geldiğimiz noktada göstericilerin arasına protesto eyleminin masumiyetini gölgeleyecek ölçüde provokasyon, örgüt ve istihbarat teşkilatları girmiştir. Ama bu provokatörlerin, Gezi Parkı eylemcilerinin masumiyetini kirletecek güçleri de yoktur. Devlet buna izin vermemelidir. Sokaklardaki kaldırım taşlarını söken, parti binalarını yakan, küçücük çocukları köprüden aşağı atan (muhtemelen amaç suçu polisin üzerine atmaktı) vandallara karşı her türlü önlemi almak meşrudur. Ama siyasetteki bu tepeden bakan tavır devam ettiği müddetçe Gezi Parkı eylemleri de meşrudur.  

Bütün bu gerginlik ve öfkenin arasına neşeyi sokmayı başaran gençlerimizi gözlerinden öpüyorum. Sakın ola siyasetin kirli elleri size değmesin. Provokatörlerden de, durumdan vazife çıkartmaya çalışanlardan da uzak durun. Sizin politikanız onların politikasından çok daha güzel, çünkü sizin dünyanız onlarınkinden çok daha temiz.