Deniz Ülke Arıboğan

Ekopolitik ve olmayan Kürt raporu

Ülkemizde bir mesele hakkında düşünmenin, fikir üretmenin, tartışmanın ağır bedeli olduğu bir sır değil. Eğer sürüden farklı iseniz, yaftalanmak, dışlanmak, hapise ya da sürgüne yollanmak, hayatını kaybetmek gibi türlü çeşitli seçenekler sizleri bekliyor demektir. Bazen bir şiir okursunuz, bazen bir türkü söyler ya da söylemeyi reddedersiniz, bazen protesto eder bazen gazetenizdeki köşenizden fikrinizi ifade edersiniz, sonuç değişmez. Kaderiniz orada bir yerlerde sizi beklemektedir.

Yok eğer daha önce birileri tarafından çizilmiş yoldan hiç sapmadan, fazla alternatif aramadan yolunuzda devam ediyorsanız, hayatınızın daha rahat geçeceğini garanti edebilirsiniz. Bütün trafik ışıkları size çalışır o zaman. Polisler, yol işaretleri, asfalt hep lehinizdedir. Akar gidersiniz. Buna mukabil gittiğiniz yeri siz seçemezsiniz, yolun yönü bellidir. Hatta, gittiğinizde bulacağınız şey size vaat edilen şey midir, o da tam belli olmaz. Söyleyenin doğrucu olduğuna dua etmenin dışında yürüyüşe de, yola da bir katkınız olmaz. Lakin güvenli bir sürüş ihtimaliniz yükselir.

Türkiye’nin en temel meselesi konusunda, yani genellikle Kürt sorunu olarak tanımladığımız ama aslında ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, vatandaşları ile arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlaması meselesi’ konusunda da benzer bir durum geçerli. Düşünmek, alternatifler aramak neredeyse suç niteliğinde. Ortalıkta mutsuz ve hoşnutsuz milyonlar var ama bu durumun düzeltilmesi konusunda fikir üretmek, tartışmak, eleştirmek neredeyse vatan hainliğine eşit  sayılıyor. Yanlış da olsa fikir fikirdir ve bir fikrin üretilmesinden çok daha kötü olan hiçbir fikrin üretilemiyor olmasıdır.

‘Türkiye’nin Büyük Çatısı’ başlığı altında toplantılar yapan Ekopolitik grubu da bir fikrin somutlaşmış halini ifade ediyor kanımca. Bu fikir ekopolitik’in websitesinde ‘Dünya görüşü ayrımı yapmaksızın bir araya gelmiş olan ekibin, düşünce dünyasını zenginleştirmek’ maksadıyla fikir alışverişi yaptığı ve ‘ekonomik ve sosyal dönüşümleri incelemek suretiyle toplumsal barışın sürekliliğinin sağlanmasına yönelik hem sivil yapıya hem de karar alıcılara çözümler  ve analizler üretmek’ hedefini güttüğü belirtiliyor.

Toplantılar politika ile psikolojiyi bir araya getiren bir atmosferde,Vamık Volkan‘ın liderliğinde yapıldığından hemen yaftalamalar başlamış durumda. Geçtiğimiz günlerde gazetelerde ve internet sitelerinde grubun, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Kürt meselesine dair bir çözüm raporu sunduğu belirtilerek ve önerileri sıralanmaktaydı.

Oysa Ekopolitik grubunun yaptığı açıklamada da belirttiği üzere içeriği değiştirilerek gazetelere yansıtılmış olan bu rapor, grubun ortak çözüm reçetesi falan değildi. Türk Ocakları’ndan, farklı arayışları olan Kürt gruplarına, eski silahlı eylemcilerden, Özel Kuvvetler üyelerine kadar birçok farklı düşünceye sahip insanların bireysel teklifleri ve arayışlarıydı.

Birbiriyle hiç benzeşmeyen ve zıt görüşleri de içerisinde barındıran bir derleme niteliğindeki belge, bir anda rapora dönüşmüş ve Ekopolitik’in çabalarına zarar verebilecek bir nitelikte sunulmuştu. Oysa son derece iyi niyetlerle başlatılan ve normal şartlarda bir araya gelmesi ihtimali bile olmayan insanları yalnızca bir tek sebeple, ‘barış içerisinde bir Türkiye’ arzusuyla bir araya getiren bu toplantılar bir örnek olarak çok kıymetliydi. Maalesef acele çarpıtılıp, bozularak olumsuz bir algı yaratıldı.

Ekopolitik grubundaki birçok kişiyi rahatsız eden duruma ben biraz da olsa açıklık getirmeye çalıştım. İhtilafların çözümünde silahları değil, fikirleri öne süren bu tür çabaların kösteklenmesini değil, desteklenmesini diliyorum.