Deniz Ülke Arıboğan

Dişi kuşa vergi cezası

Bu aralar gündem gerçekten çok yoğun. İç politikada gazete köşelerinin çoğu CHP Kurultayı’na ya da iki dillilik ve özerklik tartışmalarına ayrılmış durumda. Dış politikada ise İsrail ile Güney Kıbrıs arasında yapılan sınır tartışması, Başbakan Erdoğan’ın Ermeni Tasarısı konusunda Obama’ya gönderdiği mektup var. Bu konular yoğun bir biçimde daha uzun süre nasılsa tartışılacak.

Benim bugünkü gündemimdeyse Habertürk gazetesinin ekonomi ekinde çıkan bir haber var. ‘125 Kadına İyi Koca Vergisi’ başlığı ile yayınlamış olan haberde Maliye Hesap Uzmanları Kurulu’nun bazı kadınlara eşleri tarafından alınan evlerin intikal vergisinin ödenmediğini tespit ettiği ve büyük miktarlarda ceza kesildiği belirtilmekteydi. Hukuk böyle öngörüyordu ve buna karşı yapılacak fazla bir şey de yoktu. Bense bu anlayışın yarattığı yan etkiler bakımında ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Özetle:

1- Bir ailede erkeğin çalışması ve kadının evde çocuklarının bakımıyla, ev işleriyle uğraşması o kadının eve giren gelirle hiçbir ilintisinin olmadığını göstermez. Aile bir işbölümüdür ve erkeğin dışarıda çalışırken, bazı (çoğu) kadınların evde bulunması bu işbölümünün gereğidir. Üstelik kadınların eşlerinin ya da yaşam şartlarının dayatmasıyla dışarısı yerine ev işleriyle ilgilenmek durumunda kalması da mümkündür. ‘Eşim çalıştırmıyor’ diye işini, kariyerini bırakan birçok kadınla her an karşılaşabilirsiniz. Bu kadınlara mal edinmeleri halinde ‘sizin geliriniz yok’ deyip ekstra vergi talep edilmesi, ev emeğinin yok sayılması, görünmez kılınması anlamını taşır. Biz de kadınlar adına, buna haklı olarak isyan ederiz.

2- Erkek emeğinin değerli, kadın emeğininse yok sayılmasının bir sonucu olarak geçerli kılınan felsefe, ‘eve para getiren mülkiyete de sahip olur’ düşüncesidir. Bunun yarattığı doğal sonuç ise edinilen mülklerin erkeklere tapulu olması ve kadınların mülk edinme hakkından dolaylı yoldan mahrum bırakılmasıdır. Erkeklerin eşlerine bir mülk hediye etmesi vergi yoluyla cezalandırılmakta, bu da mülkün erkek üzerinde tutulmasına meşru zemin sağlamaktadır. Nitekim bugün Türkiye’deki özel mülkiyetin yalnızca %9’u kadınların üzerindedir. O da önemli ölçüde miras yoluyla babadan kalan mülklerdir. Yasaların adaletsiz bir düzeni koruduğu rakamlardan kolayca anlaşılabilir.

3- Çalışan kadınların önemli bir kısmı düşük ücretli ve sosyal güvenceden yoksun çalıştığı gibi, emekleri de kayıtdışı ekonominin bir parçasıdır. Evlerde, restoranlarda, tarımda çalışan kadınlar, erkekler gibi sigorta, bordro, emeklilik gibi haklar talep etmeden vazife yapmaktadır. Erkeklere bahşedilen bu haklardan kadınlar maalesef muaf tutulduğu için, eve giren para iki kanaldan olmakla birlikte, kayıt erkeğin üzerinde görünmektedir. Bu da intikal vergisinden kurtulmak için edinilen mülkün erkek üzerine yapılmasına yol açmaktadır.

4- Hükümetin maliye politikasını gözden geçirmesi ve kadınları mağdur eden bu duruma son vermesi elzemdir. Bir ailenin sahip olduğu mülkün kadının üzerine yapılması bir ceza gerektirmez, aksine desteklenmelidir. Bırakın ekstra vergi uygulamasını, kadınların üzerine yapılan mülklerde vergi indirimine gidilmesi adaleti sağlamaya yönelik bir adım olabilir. Çağdaş dünyanın bir parçası olan Türkiye’deki karar alıcıların kadınların üzerindeki mal oranının %10’u bile bulamıyor olmasından utanması gerekir. Kadınların mülk sahibi yapılması ailenin korunması bakımından da önemlidir. Düğünlerde ‘yuvayı dişi kuş yapar’ deyip evlilik cüzdanlarını gelinlere vermektense,  ‘yuvayı dişi kuş bekler’ deyip yuvanın tapusunun kadınlara verilmesi teşvik edilmelidir.

Bu arada Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol takımının olağanüstü başarısını gururla izlemeye bu sene de devam ediyoruz.
Yazımı yazdığım dakikalarda, Dünya Kulüplerarası Voleybol Şampiyonası’ndan takımın zafer haberi  geldi. Türk spor tarihinin en büyük başarılarından birine kadınlarımız imza attı.
Hepsini yürekten kutluyorum. Beyler, kadınlarımızı izlemeye devam edin…