Deniz Ülke Arıboğan

Depardieu ve vatan sevgisi

Ünlü Fransız aktör Gerard Depardieu’yu, yeni vatanının lideri Rusya Devlet Başkanı Putin ile sarmaş dolaş gördüğümde garip bir his duymadım desem yalan olur. O kocaman gövdesiyle sarıldığı Rusya’nın liderine ne kadar gerçek bir bağlılık duyabilirdi ki? Vergi oranının ne olması halinde François Hollande’a öyle sarılacağını, hangi orana yükseldiğinde Vladimir Putin’e sarılmayı tercih edeceğini düşündüm. Depardieu kendisine yeni bir vatan seçmişti. Artık Rusya vatandaşı olmaya karar vermiş, vergisini Rusya’daki oranlardan ödemeyi tercih etmişti. Doğduğu ülke değil, daha fazla doyduğu ülke onun vatanı olacaktı.

Bu, kuşkusuz bizim gibi ‘vatan’ kavramına hukuki anlamından çok mistik ve hissi yönden bakanlar açısından kabul edilmesi oldukça zor olan bir davranış. Duygusallıktan arındırılmış bir vatan algısının üzerinde yaşanan topraktan ibaret bir şey olması son derece normal. O toprak parçasıyla bir aşk ilişkisine girmediğinizde, evinizi de istediğiniz ülkeye taşımanız mümkün, yatırımınızı ve gelirinizi de. Nitekim günümüzde küreselleşmenin bir sonucu olarak gelişen insan mobilitesinin zamanla dünya vatandaşlarını ortaya çıkaracağına, toprağa değil kendisine daha yakın hissettiği siyasal ve toplumsal değerlere bağlılık duyacağına, vatandaşlarının değil kültürdaşlarının ve gelirdaşlarının çıkarlarını koruyacağına dair bir inanış da var. Yeni bir dünyada yaşarken yeni bağlarımızın, bağlılıklarımızın olması kimilerine göre kaçınılmaz.

RUSYA’YA ÖNEMLİ KATKI
Tarihten alınan dersler ve siyasal gelişme çizgisi bize gösteriyor ki, son birkaç yüzyıldır insanların göçler yoluyla vatanlarını ve bağlılıklarını değiştirmesi olağan bir durum. Bu anlamda özel bir örnek olan ABD’nin vatanlarını değiştiren milyonlar tarafından kurulduğunu hatrılatmaya gerek yok. ABD’nin temel vatandaşlık değerinin, onu kendisine vatan olarak seçen herkesi kucaklamaya yönelik olduğu düşünülürse, bunun o ülkenin kimliğini belirleyen en belirgin siyasal özellik olduğu da söylenebilir. Dünyada bazı ülkeler kendini vatan olarak seçmek isteyenlere karşı olumsuz davranırlarken, bazı ülkelerse buna kapılarını açık tutmayı tercih etmişlerdir. Buradaki mesele insanların bir ülkeyi, vatan olarak seçmeyi arzu edip etmemeleridir.
‘İnsanlar hangi tip ülkeleri vatan olarak seçerler?’ derseniz, kimileri için demokratik bir ortam, kimileri için vergisiz bir cennet, kimileri için güvenlik, kimisi için aş ve iş, kimileri içinse uğruna vatan değiştirilebilecek daha güçlü bir sevgi ilişkisinden söz edebiliriz. Bir bağlılığı yok eden şey, daha avantajlı bir başka bağlılık olacaktır. Bu avantaj bazen manevi, bazense maddi olabilir. Bazen de her ikisi birden söz konusudur.

Rusya açısından Depardieu’nun vatandaşlık istemesi önemli bir marka ve meşruiyet katkısıdır. Kaldı ki artık Rusya’dan kaçanlardan değil, Rusya’ya sığınanlardan söz edilmesi gibi bir durumun medyatik keyfini de sürmektedirler. Depardieu’ya gelince hem yoğun bir alkış hem de eleştiri bombardımanı altında özgürce tavrını ortaya koymakta ve varlık vergisi yasasını popüler bir biçimde protesto etmektedir. Bu protesto zincirine başkaları da katılır mı bilinmez, lakin Fransa’da çıkarılan yasanın Fransız ekonomisine katkısının olumlu mu yoksa olumsuz mu seyredeceği herkes için önemli bir tecrübe olacak.