Deniz Ülke Arıboğan

Bulanıklık çağı ve WikiLeaks

Bazılarının şeffaflık ya da açıklık çağı olarak adlandırdığı bu yeni medya dönemini, bir başka bakış açısıyla bulanıklık çağı olarak da görmek mümkün. Son dönemde ortaya çıkan gelişmeler, bırakın her şeyin kafamızda daha da netleşmesini, bildiğimizi zannettiğimiz şeyleri bile kuşkulu hale getiriyor. Bildikçe bilinmezliklerle dolu bir denize açılıyoruz. Öğrendikçe, öğrenilecek daha ne çok şey varmış diye düşünüyoruz. Her şeyden şüphe ediyor, neyin gerçek, neyin gerçeğimsi olduğunu ayırt edemiyoruz. Pusulasız gemiler gibi, bir yandan karayı görmeyi umarak, derinlere doğru sürüklenip gidiyoruz.

Bu bulanıklık sonsuz enformasyon akışının ürettiği aşırı kalabalıktan kaynaklanıyor. Her taraftan bilgi yağıyor. Bir önceki jenerasyonun bir ömür boyunca biriktirdiği malumatı, yaklaşık bir haftada topluyor olmanın yarattığı ağır yükün altında ezilmiş durumdayız. Küresel mahallenin sakinleri olarak, konu komşunun tüm dedikodusunu bir şekilde ediniyor, Afrika’dan Asya’ya, hükümetlerden şirketlere, ekonomiden teolojiye, bireylerden topluluklara kadar her şey hakkında fikir sahibi oluyoruz.

Ve artık (hele bazı günlerde) bilmek çok yorucu geliyor çoğumuza. Tanımadığımız insanları, aslında akrabalarımızdan bile daha iyi tanımak durumunda kalmanın garipliğiyle yüzleşiyoruz. Özel hayatlar, gizli bağlantılar, siyasi ilişkiler, şirket planları, işbirlikleri sere serpe önümüze açılıyor. Küresel çıplaklar kampında, kendi çıplaklığımıza aldırmadan başkalarının vücut ölçüleri hakkında ahkam kesiyoruz. Görüyor, görülüyoruz; biliyor, biliniyoruz.

İşte bu yüzden bildiklerimizi ve bildiğimizi zannettiklerimizi iyi değerlendirmek durumundayız. Zira gördüğümüzü sandığımız görüntüler, bildiğimizi sandığımız bilgiler üretilmiş, tasarlanmış olabilirler. Bilmenin en büyük riski, ‘birileri tarafından bildiriliyor’ olabileceğimizi göz ardı etmemiz. Oysa insan bu kadar bilmeye açken, bilgi bu kadar akışkanken, bilmek bu kadar işlevselken, bilginin bir silah olarak kullanılması da kaçınılmaz hale geliyor. Foucault’un ifadesiyle ‘iktidarın işleyişi sürekli bilgi yaratıyor ve aksi yöndeki bilgi de iktidar etkisine yol açıyor. Bilgi olmadan iktidarın sürdürülmesi olanaksız, tıpkı bilginin iktidar doğurmamasının olanaksızlığı gibi’. Bizim bulmamız gereken ise bu yeni ‘bulanıklık çağı’nın bilgi bombardımanının ne tür bir iktidar oluşturduğu.

1-WikiLeaks bir bilgi aktarıcıdır; aktardığı bilgi yeni bir güç kurgusunun oluşturulması için bir araç niteliğindedir. Bunu politik düzlemde ele alırsanız, aktarımın siyasi şifrelerinden, öncelikle de ‘kimleri tasfiye ediyorlar?’ sorusundan başlayabilirsiniz. Dünyanın her yerinde kimi insanlar üzerinde şüphe uyandıracak, bazı insanları lanetleyip, bazılarını kutsayacak bir bilgi aktarımı söz konusu. Bilgilerin gerçekle bir ilgisinin olup olmadığı da aslında bu noktada tali bir konu. Zira aktarılan her iddianın konuşulacağı ve iz bırakacağı aşikar.

2-WikiLeaks bir bilgi aktarırken, onun karşı bilgisi de mutlaka oluşacaktır. Antitezlerin piyasaya sürülmesi de benzer yollarla mümkündür. Bu bir psikolojik mücadeledir. Gerçeğe en yakın duran değil, bilinmesi gerekeni en doğru yöntemlerle aktaran kazanacaktır. Bulanıklık çağının özeti budur, hiçbir şey net olarak gözükmediğinden hayaller üzerinden kanaat sahibi olunması kaçınılmazdır. ‘Ben gördüm, şöyleydi’ diyenler, her zaman kendisine inanan küçük ya da büyük bir kitle bulacaklardır.

3-‘Dünya bir bilgi savaşları aşamasına girdiğinden dolayıdır ki, artık silahlanma yarışı da boyut değiştirmiş durumda. En fazla bilgi üreten, en büyük kalabalıkları manipüle edebiliyor… Bilgi sistemleri bize gerçeklik hakkında veriler sunmak yerine, bizzat gerçekliğin kendisini yaratmak arayışında…21. yüzyıl dünyasının iyi tarafı, bilgi sistemlerinin kontrolünde birden fazla aktörün devreye girmiş olması’. (Arıboğan, AKŞAM 22.12.2005) Vaktiyle dünyanın tüm bilgisi tek bir kanaldan akıyorken görüntü çok netti, dostu düşmanı tek merkezden öğretiyorlardı. Fazlaca soru ve kuşkuya da yer yoktu. Şimdi ise bulanıklığın bir sebebi var; hem de iyi bir sebebi. Artık gözle değil, akılla görmeyi öğrenin diyor yeni sistem bize. Hodri meydan!

Deniz Ülke Arıboğan’ın 3 Aralık 2010 Tarihinde Akşam Gazetesinde yayınlanan köşe yazısı. Yazıya Akşam Gazetesi web sitesi üzerinden ulaşmak için lütfen tıklayın.