“Türkiye’de Kadın Olmak” !

” Türkiye’de kadın olmak, cinsiyete dayalı gelişme endeksine göre 148 ülke arasında 118.’ci olan; töre ve namus cinayetleri konusunda dünyada ilk üç sırada bulunan; siyasal katılımda mecliste %14 seviyesinde temsil edilmeyi başarı sayan; toplam iş gücüne katılma oranı %25’lerde seyreden ve hala 4 milyondan fazla kadının okuma yazma bilmediği bir ülkede ayakta durabilmek demek.

Bu bir yandan toplumsal ve kültürel baskılarla mücadele etmeyi, diğer yandan da tamamen erkeklere özgü kılınmış bazı alanlarda bayrak gösterebilmeyi de kapsayan bir süreç benim gibiler açısından. Çocukluk çağlarında gerekli saygıyı görebilmek için gökkuşağının altından geçerek erkek olmayı denemiş bir küçük kız olarak bugün kadınlığın gökkuşağının ta kendisi olduğunu ve içinde bütün ana renkleri barındıran kucaklayıcı bir çerçeve olduğunu görüyorum. Hayatı renlendiriyor, bereketlendiriyor, neşe ve güzellik katıyoruz.

Buna karşın kadın olmanın daha zor olduğu ülkelerin var olduğunu bilmekle beraber, ülkemdeki kadına yönelik bakış açısının ve kadına atfedilen değerin henüz yeterli olmadığının da bilincindeyim. Türkiye’de kadın olmak, ve kadın olarak başarıyı yakalayabilmek sadece Türkiye’deki kadınlara değil çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı hedefleyen bütün halklara da bir ilham kaynağı olma sorumluluğu demek. Sahip olduklarımıza şükrederek, ama onlarla asla yetinmeden Türkiye’nin evrensel istatistik sonuçlarını daha iyi noktalara getirme sorumluluğunu kadın erkek hep birlikte üstlenmeliyiz. Hayat biz kadınları çok yoruyor, çok zorluyor doğrudur; ama bir yandan da çok sağlamlaştırıyor güçlendiriyor ve tecrübe katıyor. Zorluklarımızı paylaşıp hafifleten erkeklere, hayatın tüm renklerini vaadedebiliriz. ”

Prof.Dr.Deniz Ülke Arıboğan