Twitter En Büyük Üniversite Kampüsü

Dijital bir dönüşüm çağından geçiyoruz. Bu durum uluslararası politikanın doğasını nasıl etkiliyor?

Dijitalleşme insan ve çevresi arasındaki ilişkiyi kökten etkiledi. Her şeyden önce çevre denilen şey mahalle ölçeğini aşarak tüm küreye doğru genişledi. Coğrafi sınırlar ve mesafeler anlamsız hale geldi. Bütün dünya bir bilgisayar ekranından çalışma odamıza taşınabilir hale gelince de ‘dünyada yaşamayı bırakıp, bize taşınan dünyayı yaşamaya başladık’. Bu yerel normlara, inançlara, değerlere ve siyasetlere karşı müthiş bir başkaldırıydı aslında. Daha önceden bildiklerimizin ve inandıklarımızın yerine yeni bilgiler, ideolojiler, düşünceler oluşuyor, evlerimize kadar ulaşıyor, hepimizi birleştiriyor ve düzenleri değiştirecek büyük trendlere yol açıyordu. Arap baharı denilen siyasal hareketi başlatan direniş twitter ve facebook üzerinden gelişen bir kitle hareketine dönüşünce, digital alanın kontrolünün siyaseten de çok önemli bir konu olduğu anlaşıldı. Bu nedenle Obama’nın, Medvedev’in, Abdullah Gül’ün sosyal medya hesaplarından söz etmeye başladık.

Sosyal Medya siyasetin yeni cephesi mi?

Üretilen bir bilginin, doğru veya yanlış dünya çapında yayılma hızı bir saatin altına inince, anında reaksiyon ihtiyacına giren siyasal mekanizmalar da doğal olarak bu alanda aktifleşmeye başladı. Sosyal medya bu bağlamda savaşın cephesini digital alana taşıdı. Tanklar, uçaklar yerine bilgisayar klavyelerinin kullanıldığı bu sanal cephede müthiş bir psikolojik savaş yaşanıyor. Hatta öylesine bir savaş ki bu, konvansiyonel cephede kimin kazandığını bile digital alandaki ‘savaşın galibi şudur’ ifadesinin aldığı ‘like’ sayısı belirler hale geldi. Patlayan bombanın amacının ne olduğuna, kimin patlattığına, ne işe yaradığına da artık terörist değil bizler karar veriyoruz. Kısaca sosyal medyada nasıl algılanıyorsa gerçek o halini almış durumda. Digital dönüşüm her şeyi büyük bir referandum ortamına sokuyor. Uluslararası politikanın çevresine yeni eklenen ve klasik söylemleri kökten etkileyen bir değişim bu.

TWİTTER EN BÜYÜK ÜNİVERSİTE

Sosyal Medya’nın sizin için anlamı nedir? Enformasyon kaynağımı kitlelere ulaşım aracı mı?

Her ikisi için de kullanıyorum. Kanımca doğru kişileri takip ederseniz twitter bilgi edinmek için derya deniz bir alan. Ertesi günün gazetelerini okumak için beklemeden, ana akım medyanın dışındaki görüşleri bilmek istiyorsanız müthiş bir fırsat. Ben de hem okuyor hem de haberleri yorumluyorum. Bazen günün gündemine bazen de genel sorunlara dair fikirler beyan ediyorum. Benim hocalıktan anladığım da bu. Bildiğimi sadece üniversitede belirli bir parayı ödeme imkanına sahip olanlara ya da belli bir puanın üzerine alanlara saklamaktan yana değilim. Bence hepimizin misyonu bu kanalları açmak ve daha fazla insana ulaşmak. Birbirinden farklı görüşleri duyan herkesin daha fazla düşünme fırsatı bulacağını, gelen eleştirilerin bizlere kendimizi daha iyi ifade etme imkanı yaratacağını düşünüyorum. Bana göre twitter dünyanın en büyük üniversite kampüsü. Şimdilik 160 bin kişilik bir sınıfım var.

Sosyal Medya’da kendi kendimizi mi dinliyoruz?

Aslında görüşlerinizi dile getirince bazı twitter saldırganlarına hedef olmanız kaçınılmaz. Normal yaşamda asla karşılaşmayacağınız kabalıklara, hakaretlere de tahammül etmek zorunda kalıyorsunuz. İlk zamanlar ben de çok şaşırıyordum. Ama kendi küçük steril komünlerimizin dışına çıkıp geniş kitle ile direk karşılaşmanın getirdiği deneyim de müthiş. İnsanları anlamaya tanımaya çalışıyorum. İlk etapta görebildiğim en şok edici şey çevremizde çok öfkeli, çok tahammülsüz, herkesten çok nefret eden birilerinin de var olduğu. Ve aynı zamanda çok temiz kalpli, çok bilgili, çok yardımsever insanların da en az diğerleri kadar var olduğu. Bir de en çok mizah anlayışımıza bayılıyorum. Herhangi bir konuda o kadar esprili yorumlar yapılıyor ki, bazılarının mizah gücüne ve zekalarına şapka çıkarıyorum.

İPAD’İM MUTLULUĞUM

Hangi dijital mecraları kullanıyor, hangi uygulamalardan yararlanıyorsunuz?

İpad’im benim İstanbul trafiğine karşı ürettiğim bir mutluluk antikoru. Trafik tıkanınca seviniyorum. Arabayı ben kullanmadığım için yolda en çok yaptığım şey twitterı okumak ve yorum yapmak. Bazen neşem yerinde oluyor eğlence moduna giriyorum, bazen müzik twitliyorum, bazen fotoğraf çekip instagrama yüklüyorum. Ama sabah uyanır uyanmaz gazetelerin internet sitelerine girip haberleri ve köşeyazılarını okuyorum.

Ellerim artık kapkara olmuyor

Sizce iPad’in kullanımda getirdiği en önemli özellikler neler? Size dijitalde nasıl bir kolaylık sağlıyor?

iPad’in en büyük avantajı benim yaşımda birinin bile gözlük kullanmadan okuyabilmeye imkan vermesi. İkinci büyük avantaj ellerimin kapkara hale gelmesine neden olan baskı artıklarından kurtulmak. Üçüncü avantaj ise New York Times, Washington Post gibi yabancı gazeteleri de bir tuşla arabama taşıyabilmem. Beğendiğim bir haberi link vererek takipçilerimle paylaşmak ve kocaman bir forum ortamında onlarla tartışmak ise başka bir keyif. Kısaca ben bu dijital ortamı seviyorum.

Twitter’da aktifim, Instagram’ı seviyorum

Sosyal medyada son derece aktif bir Deniz Ülke Arıboğan profili var. Şu an hangi mecraları kullanıyorsunuz?

Twitter’ı aktif olarak kullanıyorum. Facebook’ta asistanımın idare ettiği bir hesabım var. Vimeo’ya TV programlarımın videolarını yüklüyorum. İnstagramı da seviyorum ve zaman zaman giriyorum. Linkedin’de varım ama fazla kullanmıyorum. Bir de web sitem var.

Sosyal medya süper ligi

Sosyal medya mecraları her geçen gün hayatımızın daha farklı yönlerini ele geçirerek, bizim için yeni bir hayat çemberi oluşturuyorlar. Her geçen gün artırdıkları kullanıcı sayıları ile adeta kendi alanlarında birer tekel haline de geliyorlar. Öyle ki artık popüler sosyal medya mecralarından bir Süper Lig oluşturmak mümkün. İşte kullanıcı sayısına göre Sosyal Medya Süper Ligi:

1- Facebook: 1 Milyar Kullanıcı

2- Youtube: 800 Milyon Kullanıcı

3- Google+: 343 Milyon Kullanıcı

4- Twitter: 200 Milyon Kullanıcı

5- Linkedin: 200 Milyon Kullanıcı

6- Tumblr: 77 Milyon Kullanıcı

7- Flickr: 75 Milyon Kullanıcı

8- Pinterest: 40 Milyon Kullanıcı

Microsoft’tan Afrika çıkarması

Afrika son dönemde siyasal ve ekonomik alanlar kadar dijital yatırımlar için de ilgi çekici bir merkez. Bunda nüfusunun yarısının, yani 1,2 milyar insanın, 18 yaş ve altında olmasının büyük rolü var. Her ne kadar şu an kıtanın sadece 3’te 1’i elektiriğe ulaşabiliyor olsa da, yine toplam nüfusun 3’te 2’sinin mobil hat sahibi olması inanılmaz bir potansiyele işaret ediyor. İşte dünyanın en büyük teknoloji firmalarından Microsoft da bu potansiyelin farkında olarak son 20 yıldır Afrika’ya yoğun ilgi gösteriyor. Genç nüfusa yönelik eğitim programları, alt yapı çalışmaları vs. ile bu kıtanın sahip olduğu potansiyeli güçlendirecek ve dinamizm kazandıracak çalışmalara imza atıyor. Son olarak Şubat 2013 itibariyle başlattığı ‘4Afrika’ inisiyatifi ile Microsoft yeni hedefini, ‘kıtanın ekonomisine, rekabetçi yapısını geliştirerek katkıda bulunmak’ olarak ifade ediyor. Projeye göre ‘4Afrika’ inisiyatifi ile 2016 yılı itibariyle milyonlarca Afrikalı gence mobil cihazlara ulaşma imkanı sağlanması hedeflenirken,

1 milyon Afrikalı KOBİ’nin online erişime sahip olması ve Afrika’nın mevcut işgücünden 100 bin kişinin niteliklerinin geliştirilmesi, ve ayrıca 100 bin kişilik yeni mezun ordusunun işe yerleştirebilirlik oranının da artırılması hedefleniyor.