‘Tutanakların sızması barış sürecine zarar verdi’

1- İmralı görüşmelerine dair tutanakların yayınlanması sizce devam eden barış sürecine ne gibi zararları oldu?

Ben Oslo görüşmelerinden bu yana sızıntıların bir cins aşı niteliği taşıdığını ve uzun dönemde toplumsal bünyenin antikor üretimini hızlandırdığını düşünüyorum. Lakin sızan notlarda kısa dönemde gerek başbakan Erdoğan’ın gerekse Öcalan’ın kendi tabanlarındaki itibarlarını zedeleyecek veriler var. Öcalan’ın kendi tabanına yönelik bazı açıklamaları Erdoğan’ı teslim olmaya niyetlenmeyen bir terör örgütü lideriyle pazarlık yapan bir başbakan konumuna sokuyor. Zira Öcalan zaman zaman halk savaşından bahsederek, zaman zaman hepimiz özgür olacağız diyerek, sistematik ve kademeli bir özgürleşme hedefi güttüğü hatta kimilerine göre bölünme haritası çizdiği intibaını bırakıyor. Aynı şey ters taraftan bakınca Öcalan için geçerli. Bazı söylemleri nedeniyle o da kendi tabanında MİT ile iş tutan, hapiste yattığı yıllarda davaya ihanet etmiş ve devletin adamı konumuna gelmiş birisi haline geliyor. Öcalan’ın BDP’nin bölgedeki tek rakibi AKP’nin başkanına yani başbakana karşı bir darbeyi engellemiş birisi olarak kendisini konumlandırması da tabanı rahatsız edebilecek bir detay. Bu nedenle her ikisi de görüşmeleri yönetmek kadar kendi itibarlarını da yönetmek durumunda kalacaklar ve ister istemez söylemleri sertleşecek diye düşünüyorum.

2- Milliyet Gazetesi’nin yayımladığı tutanakları okudunuz. Sizce bu tutanaklardaki sır nedir? “Ne deniyor” ya da denmek istiyor?

Bence tutanaklarda Kandil’e gönderilen “devlet de ben de vazgeçmeyiz” mesajı önemli. Süreç epeydir devam ediyor gibi görünüyor. Bazı konularda mutabakat sağlandığı belli. Marjinal seslere karşı direnç gelişirse ve olası sabotajları engelleyecek bir akıl oluşursa silahların susması mümkün. Başkanlık sistemi de önümüzdeki dönemde gündeme yeniden gelecek gibi. Avrupa Yerel yönetimler şartının Demokratik özerklik talebinin yerini alması da Türkiye’nin Batısını göz önünde bulunduran, toplum psikolojisini gözeten bir çözüm arayışının gündemde olduğunu gösteriyor. Şimdilik peşrev aşamasında olunduğu için sloganlar ve iddialarla köpürtülen bir durum var. Onun için sızıntı gerçek durumu yansıtmıyor. Temelde tabanı kontrol etmeye yarayan sözler çoğu.

3- Sizce bu tutanaklardan yola çıkarsak örgütle Öcalan arasında bir iletişim problemi olduğuna inanıyor musunuz?

Bence böyle bir iletişim sorunu var, zaten son yıllarda Öcalan’ın zaman zaman örgüte yönelik olarak verdiği mesajlardan bu anlaşılıyor. İmralı görüşmesinde de PKK beni anlamıyor diye dertleniyor. Örgütün farklı merkezleri arasında da bu sorun yaşanıyor. birinin yaptığı eylemi diğeri reddediyor. Eylemsizlik kararı alındığı gün, eylem yapılabiliyor. Kopukluk olduğu açık. Tecrit durumu süresince zaten bir iletişim kurmak mümkün olamamıştır diye kabul ediyoruz. Buna karşın Öcalan’ın neler olup bittiği hakkında her türlü malumatı var. Bunca yıldır medya erişimi olmadan olayları nasıl bu kadar yakın takip ettiği de bir muamma. Sanırım sandığımız kadar tecrit edilmiş değil.


4-Tutanaklarda Öcalan’ın Suriye Kürtlerinin durumuyla ilgili düşüncelerini siz nasıl okuyorsunuz?

Kanımca Barzani’ye yönelik mesajı önemli. Geleceğinizi orada aramayın diyor. Selefilere ve Esad rejiine de karşı. Aşiretçiliğe, dinciliğe ve Baasçılığa sıcak bakmıyor. İki tarafla da görüşsünler diyerek arada ezilmelerini engellemeye çalışıyor. Yüzünüzü Türkiye’ye dönün derse hiç şaşırmam.

5- Öcalan’ın Türk vatandaşlığı tanımıyla ilgili “etnisiteden ve dinden arındırılmış bir tarif yapılması gerektiğini” söyleyerek, Kandil’in anayasada Kürtlerle ilgili bir madde olması gerektiği düşüncesine karşı çıkmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kanımca Kandil’in bir ideolojik ve düşünsel birikiminin olmadığının farkında. Eylem örgütü orası. Kontrol ve ikna edilmesi gereken bir yer ama düşünsel açıdan ciddiye alınması gereken bir yer değil. Kendisi oturup düşünüyor ve etnik bir ifadenin ilavesi yerine hiç bir etnisiteden bahsedilmemesinin sonuca daha kolay götüreceğine inanıyor. Bu Ankara’nın da elini rahatlatan bir husus. Anayasaya Kürt ilavesini yapmak, ötekileştirme ve etnik kimliklere sarılma sürecini hızlandıracak bir şey. Barışmaya değil, ileriki çatışmalara kapı açabilecek bir şey. Ayrıca diğer bütün etnik ve mezhepsel alt kimliklerin anayasada tanımlanmasını gerekli kılabilir.