“Ders anlatırken bayıldım”

Türkiye’nin en seçkin akademisyenlerinden; üstelik görev aldığı üniversitelerin yönetim kadrolarında zirveye tırmanabilen sayılı kadından biri. Üç yıl Bahçeşehir Üniversitesi’nin rektörlüğünü yapan Arıboğan, son iki yıldır İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin hem öğretim hem mütevelli heyet üyesi; dahası Deniz Bank’ın Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Böylesine yoğun bir kariyere, iki çocuğuyla mutlu bir aileyi de ekleyebilmiş. Ona göre başarı demek, zaten her alanda mutlu olmayı başarabilmek demek. Hayatı boyunca bunu sağlamak için mücadele ettiğini söylüyor. Şikâyetçi sanmayın; evde de, işte de bu hızlı tempodan çok mutlu.

“Bizim gibi kadınlara iş vermezseniz, huzurlu olamıyorlar” diyor. Peki bütün bunların bedeli ne? Böyle yoğun bir tempoyu kendi seçen her kadının yaşadığı zorlukları göğüslediğini söylüyor: “Günde iki saat uykuyla geçen yıllarım oldu. Birkaç defa sınıfta ders anlatırken, yorgunluktan bayıldım. Ama bir kere sekiz saat uyuyunca bütün yorgunluklar unutuluyor.” Geçmişe yönelik tek pişmanlığı, her şeyi dar zamanda yapıp, çocukları ile az zaman geçirmiş olması. “İş ile beraber bir aileyi döndürebilmek, kadınları tıpkı her koluyla başka şey yapan ahtapotlara dönüştürüyor” diyor.

Ama onu kaygılandıran bu değil. Kadınların iş dünyasından elini eteğini çekmesinden korkuyor: “Kapitalist ekonominin işlemesi için kadınların üretmeden sürekli pahalı hediyeler talep etmesi gerekiyormuş gibi bir şartlanmışlık var. Çok iyi eğitim gören kadınlar bile, evinde oturup sadece giyinip kuşanarak farklı rol modellerine bürünüyor. Kadınlar, kapitalizmin yeni lokomotifleri oluyor.”

 

 

Yazı: Serli Kibar
Fotoğraf: Altan Aykan